4K“Kendini Kendinden Kurtarma Kılavuzu”
Yeniden başlamak cesaret ister.
Bazen insanlar yeni bir başlangıç yapmak istediklerini söylerler ama eski alışkanlıklarını sürdürmeye devam ederler. Oysa “yeni bir sen” eski düşünce kalıplarıyla inşa edilemez. Değişmek, sadece istemekle olmaz; değişim, kararlılıkla beslenmelidir. Kendini kendinden kurtarmak için önce kendini tanımak, sonra da bırakabilmeyi öğrenmek gerekir.
Albert Camus, ‘İnsanın başına gelen en güzel şey, kendini tekrar keşfetmesidir.’ der. Bütün değişim bu keşfin ardından başlar. Peki, ya bu keşfi yapamadığımızda? Hayat bazen insanı kendi içinde bir döngüye hapseder. Kimi zaman yüklediğimiz anlamlar ağırlık yapar kimi zamansa biz kendimize yük oluruz. O zaman sormak gerekir: İnsan kendini kendinden nasıl kurtarır?”
Önce bir iç hesaplaşma yaşanır. İçimizde bir ses, yaşadığımız hayatın yaşamamız gereken hayat olmadığını fısıldar. Hayatın anlamına dair sorgulamalar yoğunlaşır. Eninde sonunda kırılma noktasına ulaşırız. Hayat bize her zaman değişim için bir şans sunar. Bazen aynı yerde kalmanın ölümcül bir çürüme olduğunu hissederiz. Kimi zaman bir kayıp kimi zaman bir ayrılık, bazen de sadece içimizde beliren tarif edilemez bir huzursuzluk bizi harekete geçirir. Eskiyi bırakıp yeniye yürümek cesaret gerektirir fakat unutulmamalıdır ki yeniyi inşa etmek eskiyi yıkmadan mümkün değildir. Mevlana’nın dediği gibi; “Her şey üstüne gelip seni dayanamayacağını düşündüğün bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme çünkü orası, kaderinin değişeceği yerdir.“
Sartre’ın de dediği gibi; “İnsan, kendini ne yaptıysa odur.” Bir noktada fark ederiz ki olduğumuz kişi, bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaptığımız seçimlerin bir sonucudur. Albert Camus: “Asıl cesaret, hayatın saçmalığını kabul etmek ve yine de bir anlam yaratmaya çalışmaktır.” demiş. Zihnimde uzunca bir süre dönüp duran bir cümledir. Anlam yüklediğim her durumun içeriğine bakma ihtiyacı yarattı bu cümle. İnsanı sorgulatan, eksilten ya da çoğaltan hatta zorlanmasını sağlayan duygulara, durumlara baktım birer birer.
Bir noktada hepimiz durup kendimize şu soruyu soralım: “Bütün bu yaşananlar gerçekten olması gerektiği kadar mı değerli?” Ederinden fazla yüklediğimiz anlamlar ve değerler yaşamımızın ne kadarını kapladı? Yaşadığımız hayat, peşinde koştuğumuz hedefler, sırtımıza yüklediğimiz sorumluluklar ve verdiğimiz mücadelelerin hepsi anlamlı mı yoksa sadece var olmanın ağırlığını taşımak için uydurduğumuz hikâyeler mi? Camus‘nun dediği gibi hayatın absürtlüğü karşısında yapabileceğimiz tek şey anlam yaratmaya devam etmek mi, yoksa bazen kendimizi bile aşarak yeni bir kimlik inşa etmek mi? Sorular… Saatlerce üzerine konuşulabilecek cevapları herkesin hoşuna gitmeyecek mevzular…
Neden Yeniden Başlamalıyız?
Tolare edebildiklerimizi bile kronik şikâyet haline getirdiğimizde etrafımızdaki insanlara da huzursuzluk ve negatif enerji sıçratıyoruz. Oysa yeniden başlama cesareti gösterebilsek hatta olayları yorumlama ve bakış açımızı yenileyebilsek yani bir de duruma karşıdan bakabilsek her an, daha kolay yaşanacak. Aslında şikâyet etmeyi mi seviyoruz? Daima haklı olmayı mı istiyoruz? Şikayetlendiğimi fark ettiğimde hemen durup zihnimi ve ruhumu yoklarım. Benim için hemen yeniden başlama kararı almaktır bu. Duruma yeni bir bakış ve yeni davranış belirleme sürecinin başlangıcıdır. Beni sıkan yoran her neyse anlamak ve yüklediğim anlamın ederi olup olmadığına bakmak artık alışkanlığım oldu.
İnsanlar yeni bir başlangıca ihtiyaç duyar çünkü yanlış hikâyenin içinde mahsur kaldıklarını hisseder. Uzun süredir taşıdığı yüklerin artık taşınamayacak kadar ağırlaştığını fark eder. Kimileri ise; sadece geçmişin gölgesinde yaşamak istemediğini anlar. Bazen insan kendisini kendi hayatından bile kurtarmalıdır.
Burada kritik bir nokta var: Yeniden başlamak, geçmişi silmek değil, onu yeniden yorumlamaktır. Hayatımızın kırılma anları, sadece düşüşlerimiz değil, aynı zamanda yeni bir yön çizebileceğimiz eşiklerdir. İşte tam da bu yüzden, her kaybediş aslında bir başlangıcın habercisidir. Görkemli başlangıçların, muhteşem bitişleri yaşanmak zorundadır. ‘Başlamak için bitir!’ ilkesi esastır.
Yenilenmek için en önemli kural, kendinden yeni bir sen doğurabilmektir. Nietzsche, bu durumu şu sözleriyle açıklar: “İnsanın sahip olduğu en büyük güç, her an kendini yeniden yaratabilme yeteneğidir.” Bu güç, hepimizde var. Gecenin günün getirdiklerini örtmesinin ardından yeni güne açılan gökyüzü bize tam da bu mesajı verir. Doğa bize, “Yeni güne uyandıysan, yeniden başlamayı hak ettin ve hakkını ver.” der. Nietzsche’ye göre, insan geçmişinin bir sonucu değildir; aksine, kendini sürekli yeniden yaratabilen bir varlıktır. Geçmişte yapılan hatalar, kayıplar, acılar ve başarısızlıklar, bizi tanımlamak zorunda değildir. Kim olduğumuzu, kim olmak istediğimize göre şekillendirme gücüne sahibiz. Bu yenilenmeyi yapabilecek tek güç, zihnimizde ve ruhumuzda bizimle bedenimizi paylaşan bizler topluluğudur. Kendimizin çeşitli versiyonları ile yenilenme mümkündür.
Bir başlangıç, geçmişin bir devamı değil, kendi ellerimizle inşa ettiğimiz yeni bir gerçektir. Yeni bir başlangıç, eski anlamların yerine yenilerini koymaktır.
Simone de Beauvoir: “İnsan, olduğu şey değildir; olmayı seçtiği şeydir.” der. Beauvoir, kimliğin bir yazgı değil, bir seçim olduğunu vurgular. Kendini yeniden yaratmak, geçmişten bağımsız bir özgürlük eylemidir. “Kader bir tane değildir.” Bu cümleyi hep kendime ve sevdiklerime söylerim. Kader seçemediğimiz başlangıç yolunda ilerlerken tercihlerimizle çizip boyadığımız yaşam tablomuzdur. Kimimizinki karmaşık karamsar ve gri, kimilerininki de rengârenk ve ışıltılı olur. Kendine sor dostum: “Nasıl bir yaşam tablom olmalı?”
Yeni bir başlangıç, sadece bir karar değil, bir eylemdir. Her şeyin yıkıldığı anlar, aynı zamanda yeni bir şeyin doğabileceği anlardır. İnsan ne kadar kaybolmuş hissederse hissetsin, yol her zaman vardır. Bu noktada, her zaman söylediğim gibi “Geçmişten alacaklı gelecekten beklentili olmayı bırak kendini şu an kendi eskilerinle bütünleştirip yeni kendine kucak aç.” Mevlana‘nın şu sözleriyle de bitirelim: “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.” Bugün, yeni bir şey söylemek için en doğru zaman olabilir çünkü belki de kendini kendinden kurtarma vakti gelmiştir.
Kendine yüklediğin anlamları gözden geçir, sana ait olmayan ağırlıkları bırak. Belki de bir süredir beklediğin mucize, sadece yapman gereken bir hareketi bekliyordur.
Şimdi, hayatının geri kalanı başlıyor. Nereden başlıyorsun?