Çığ Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Turgut Alp Eroğlu ile Söyleşi
Söyleşen: İTALine MAGAZİN Genel Yayın Yönetmeni Mauro Lovecchio
Mauro Lovecchio: Merhaba, Sayın Yayın Yönetmeni Turgut Alp Eroğlu. Buluşma teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz.Çığ Dergisi adlı kültür dergisini kurma fikri nasıl doğdu ve derginin bugüne kadarki yayın geçmişi nedir?
Turgut Alp Eroğlu: Merhaba, öncelikle ben teşekkür ederim. Bize bu güzel dergide yer verdiğiniz için gerçekten mutluyum. Çığ Dergisi’ni kurma fikri, edebiyat ve sanat alanında çalışmalarını sürdüren, genç, dinamik ve dünya kadar hayali olan insanların sesini duyurmak; aynı zamanda sanat ve edebiyat adına bir araya gelmek düşüncesinden doğdu. Dergiyi yayımlamaya başladığımız günden beri, dünyanın tozlu gündeminden uzaklaşmak, edebiyata ve sanata sığınmak isteyen insanların büyük katılımıyla yayın hayatımızı sürdürüyoruz. Aralık 2023’ten bu yana ulusal ölçekte yayın yapıyoruz. Çığ Dergisi internet ortamında sürekli yayın yapmakla birlikte, üç ayda bir belirlediğimiz dosya konuları çerçevesinde basılı olarak da yayımlanıyor. Şu anda basılı dergimizin 10. sayısı için hazırlanıyoruz. Aralık 2026’da üçüncü yayın yılımıza gireceğiz.
Mauro Lovecchio: Derginin en çok tercih ettiği ve en sık derinlemesine ele aldığı temalar hangileridir?
Turgut Alp Eroğlu: Bizim için en önemli alan yaratım; yani kurmaca eserler. İyi öykülere ve şiirlere yer vermek, yazın dünyasına yeni ve nitelikli eserler kazandırmak istiyoruz. Bunun yanında yazar, şair ve sanatçılarla sık sık söyleşiler gerçekleştiriyoruz. Böylece onların eserlerini irdeleme, hayatlarını daha yakından tanıma ve düşüncelerini öğrenme fırsatı buluyoruz. Kitap tanıtımlarının yanı sıra denemelere, edebiyat ve sanat tarihine ve felsefeye de sıklıkla yer veriyoruz.
Mauro Lovecchio: Yayıncılık projenize rehberlik eden derin kültürel öneri — yani misyonunuz — nedir?
Turgut Alp Eroğlu: Çığ Dergisi, “Edebiyat – Sanat – Felsefe” ekseninde şekillenen yayın çizgisiyle disiplinler arası bir düşünce ve estetik alanı oluşturan, basılı ve dijital olarak yayımlanan bir kültür platformudur.
“Edebiyat – Felsefe” başlığı altında kurgu ile teoriyi, düşünce ile anlatıyı, geçmişin birikimi ile bugünün yorumunu aynı potada buluşturmayı amaçlıyoruz. Edebiyatın yaratıcı damarını besleyen felsefi arka planı görünür kılarken, öykü ve şiire de bu düşünsel hattı tamamlayan bir alan açıyoruz. Felsefenin temel disiplinlerini ise edebiyat ve sanatla kurduğu teorik ve düşünsel bağlar üzerinden ele alarak sayfalarımıza taşıyoruz.
“Kültür – Sanat” başlığında ise odağımızı edebiyatın ötesine genişletiyoruz. Sinema, tiyatro, resim, heykel ve müzik gibi farklı sanat dallarına; oyuncuların, müzisyenlerin, ressamların ve heykeltıraşların üretim süreçlerine, sanat anlayışlarına ve yaratım dünyalarına yer vererek onları dergimizin düşünsel ikliminde konuk ediyoruz.
Çığ Dergisi, sanatın ve düşüncenin birbirini beslediği bu çok katmanlı yapıyı koruyarak geçmiş ile gelecek, kurgu ile teori, sanat ile felsefe arasında kalıcı bir köprü kurmayı misyon edinmiştir.
Mauro Lovecchio: Derginin Genel Yayın Yönetmeni olarak görevinizi ve sorumluluklarınızı açıklayabilir misiniz?
Turgut Alp Eroğlu: Aslında görev çok karmaşık. Her şeyden önce derginin yayın çizgisini korumak benim sorumluluğum. Bu nedenle yayımlanacak yazılara karar veriyorum. Bunun yanında dosya konularını belirlemek ve öykü yarışmamızın seçici kurulunu oluşturmak da görevlerim arasında.
Elbette bütün bu sorumlulukları tek başıma üstlenmiyorum. Dergimizde editör, yazar ve grafiker olarak görev yapan arkadaşlarımızla birlikte bu zor sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz.
Mauro Lovecchio: Kültür derginiz, sizin edebiyata ve yazarlığa olan yatkınlığınızla büyük bir uyum gösteriyor. Derginin Genel Yayın Yönetmeni olmanızın yanı sıra bir edebiyat öğretmenisiniz ve Avusturya’nın en gözde tiyatrolarından biri olan Graz Operası’nda opera eserine dönüştürülerek 2027 yılında sahnelenecek “Anubis’ten Kaçış” (Fuga da Anubi) romanının yazarısınız. Romanınız; içsel yolculuk, kendini sorgulama, özgürlük ve hayatın anlamı gibi tema ve duyguları mitolojik karakterlerle alegorik bir üslupla ele alıyor. Bize bu eserinizden biraz daha bahsedebilir misiniz?
Turgut Alp Eroğlu: Anubis’ten Kaçış, bütün çelişkilerine rağmen dünyaya ve hayata bir anlam vermeye çalışmanın ve doğum ile ölüm arasındaki çok kısa zaman diliminde hayatı sorgulamanın üzerine kurulmuş bir eser.

Yüzeysel olarak gördüğümüz dünyanın nesnel gerçekliği, derin ve bütünüyle farklı anlamlar barındırabilir. Çoğu zaman bize yön veren insanlar ve olaylar tesadüfi değildir; aksine kendi bakış açımızın bir yansımasıdır:
“Dünyayı kurtarmak bizim elimizde değil; ancak kendi hayatımıza bir yön vermek elimizdedir.”
Kötülüğün içine gömülmüş bu ölümlü dünyada bile güzellik için bir alan vardır. Ancak onu görebilmek için önce kendi içimizdeki karanlıklardan kurtulmamız gerekir.
Yaşamaktan vazgeçecek kadar çaresiz ve kırılgan hâle gelmiş genç bir adamın hikâyesini anlatıyorum. Onun ruhu, Ölüm Tanrısı Anubis tarafından yeraltında bir kafese hapsedilir; ancak genç adam yeniden yeryüzüne dönmek ve kendi bedeniyle yeniden birleşmek için büyük bir özlem duyar.Genç adam dileğini Şans Tanrıçası Fortuna’ya iletir. Fortuna ise ruhunun aydınlanma süreciyle yüzleşmesini sağlamak üzere kâhin Fatima’yı görevlendirir.
Metin önce şiir olarak kaleme alındı, daha sonra romana dönüştü. Sevgili dostum, besteci Akın Kilis şiir versiyonunu çok beğendi ve eseri Graz Uluslararası Geleceğin Operaları Yarışması’na sundu.
Eserin kabul edilmesi ve gelecek yıl sahnelenecek olması benim için büyük bir heyecan. O anın gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum.
Mauro Lovecchio: Dergi bünyesinde sürekli iş birliği yaptığınız öncü yazarlara mı yer veriyor, yoksa yeni yeteneklere ve her sayı değişen farklı konuklara alan açıp seslerini duyurmayı mı tercih ediyorsunuz?
Turgut Alp Eroğlu: Dergimiz; sanatçı, yazar ve şairlere açık olmakla birlikte ülkemizin önde gelen yazarları için özel dosyalar da hazırladık. Necati Tosuner, Faruk Duman ve Şeref Bilsel bunlardan bazıları.
Dergimizde edebiyat dünyamızın önde gelen yazarları düzenli olarak yazıyor. Fakat dergilerin en önemli görevlerinden birinin yeni yazarlara alan açmak olduğuna inanıyorum. Bu nedenle pek çok genç yazar ve şair de Çığ Dergisi’nde kendine yer bulabiliyor.

Mauro Lovecchio: Çığ Dergisi şu an nasıl bir yayılma ağına sahip ve okuyuculardan ne tür geri dönüşler alıyor?
Turgut Alp Eroğlu: En başından beri ulusal ölçekte, herkese hitap eden ve öncü bir dergi olmak istedik. Bunu büyük ölçüde başardığımızı düşünüyorum.
Edebiyatseverler öncelikle internet ortamında dergimizde yayımlanan yazıları okuyorlar. Üç ayda bir basılı olarak çıkan dergimiz ise ülkemizin seçkin kitabevlerinde okuyucularla buluşuyor.
Mauro Lovecchio: Derginin şu an gündemindeki temel projeler ve gelecekteki yayıncılık hedefleri nelerdir?
Turgut Alp Eroğlu: Dergimizin yürüttüğü birkaç projeden bahsetmek isterim. Her yıl ulusal çapta düzenlediğimiz “Çığ Dergisi Öykü Yarışması”nın bu yıl üçüncüsünü gerçekleştiriyoruz ve yarışmamız yoğun bir katılımla devam ediyor. Çığ Dergisi’nin en büyük hedefi ise kalıcı olmak.
Ülkemizde ve dünyada sanatı ve edebiyatı temsil eden bir kültür platformu olarak, yayın çizgimizi her geçen gün daha da zenginleştirerek uzun yıllar devam etmek istiyoruz.
Mauro Lovecchio: Ülkelerimiz olan İtalya ve Türkiye arasındaki mevcut kültürel ilişkileri ve değişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Turgut Alp Eroğlu: İtalya ve Türkiye arasındaki kültürel alışveriş çok eski tarihlere dayanıyor. Bugün de bu ilişkilerin çok boyutlu bir şekilde sürdüğünü görüyoruz. Sinemadan müziğe, edebiyattan diğer sanat dallarına kadar karşılıklı etkileşim devam ediyor. Biz de bu kültürel atmosferi korumak ve geliştirmek için elimizden gelen çabayı göstermeye çalışıyoruz.
Mauro Lovecchio: Dergimiz, ufukları genişletmek, İtalyan kültürünü yurt dışında tanıtmak ve diğer kültürlerle diyaloğu teşvik etmek amacıyla uzun süredir A.I.M. (Associazione per l’Italia nel Mondo / Dünyadaki İtalya Derneği) ile iş birliği yapmaktadır. Derneğin emektar Başkanı Guido Vacca ve Türkiye Ulusal Genel Sekreter Yardımcısı R. Lorena Guarascio’nun çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz de bu tür derneklerle iş birliği yapıyor musunuz?
Turgut Alp Eroğlu: A.I.M. Derneği’nin çalışmalarına; uluslararası ve kültürlerarası köprüler kurma konusundaki coşkusuna, göçmenlere duyduğu saygıya, hayata geçirdiği projelere ve dostluk anlaşmalarına büyük hayranlık duyuyorum.
Bu vesileyle derneğin eski başkanı, ancak hâlâ aktif bir üyesi olan Guido Vacca’ya da özellikle değinmek isterim.

-Guido Vacca-
R. Lorena Guarascio’yu ise ortak kültürel projeler vesilesiyle şahsen tanıma fırsatım oldu. Kendisine, İtalya ve Türkiye arasındaki ilişkileri kurma, canlı ve verimli tutma konusundaki yetkinliklerinden dolayı büyük saygı duyuyorum. Son görüşmelerimizin ışığında, bizi yeni ve heyecan verici iş birliği ufuklarının beklediğini düşünüyorum.

-Lorena Guarascio-
A.I.M. gibi derneklerin rolü, Vacca gibi vizyoner isimlerin liderliği ve Lorena’nın farklı ulusları birbirine bağlama yeteneği; sizin, Müdür Lovecchio’nun ve sanat tarihçisi Marisa Milella’nın çalışmalarıyla çok iyi örtüşüyor.
Derinden bölünmüş bir dünyada köprüler kuran ve toplumsal bağı güçlendiren bu tür çalışmalar, insani iş birliğinin temel taşlarından birini oluşturuyor ve bugün her zamankinden daha önemli hâle geliyor.
Biz de A.I.M. ile iş birliği yapmayı önemsiyor ve destekleri için kendilerine teşekkür ediyoruz.
Mauro Lovecchio: Sizin ve bizim gibi dergiler arasındaki iş birliğini ve daha genel anlamda diğer ülkelerin kültür dergileriyle kurulacak sinerjiyi ne kadar önemli buluyorsunuz?
Turgut Alp Eroğlu: Çığ Dergisi, Türkiye’de yayın yapan bir dergi olarak Avrupa’daki kültür ve edebiyat hareketlerini takip etmek, hatta onların bir parçası olmak istiyor. Oluşacak etkileşim ağının, halkların birbirleriyle diyaloğunu artırması ve yeni fikirlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlaması açısından son derece önemli olduğuna inanıyorum. Edebiyat ve sanatın nabzını tutan dergiler, bu kültürel alışverişin en önemli araçlarından biri olabilir. Bu bağlamda uluslararası iş birliklerini çok önemsiyorum.
Mauro Lovecchio: ITALine Magazine adlı yayınımızı Türk okurlara tanımlamanız gerekirse nasıl tarif ederdiniz? Ve bizi takip edenlere ne dilemek istersiniz?
Turgut Alp Eroğlu: Hem ITALine dergisinin yönetimine hem de sevgili Lorena’ya, bize kendimizi anlatma fırsatı verdikleri için çok teşekkür ederim. ITALine Magazine’i, farklı kültürler arasında iletişim ve dostluk köprüleri kurmaya çalışan değerli bir kültür platformu olarak görüyorum.
ITALine okurlarına en içten sevgilerimizi ve selamlarımızı gönderiyoruz. Bu keyifli fikir alışverişi ve bize ayırdığınız değerli alan için size yürekten teşekkür ediyor, gelecekte daha fazla ufuk açıcı buluşma ve iş birliği fırsatının doğmasını temenni ediyorum.
Sevgili Direktör Turgut Alp EROĞLU, bu keyifli fikir alışverişi ve bize ayırdığınız değerli alan için size içtenlikle teşekkür ediyoruz; bunun gelecekte daha verimli ve güzel buluşma fırsatlarına vesile olmasını diliyoruz.
INTERVISTA a Turgut Alp Eroğlu Direttore Editoriale della Rivista Çığ Dergisi.
di Mauro Lovecchio Direttore di ITAline
Buongiorno, gentile Direttore Turgut Alp EROĞLU. La ringraziamo per aver accettato la nostra proposta di incontro. Come è nata l’idea di fondare la rivista culturale Çığ Dergisi e qual è il suo storico editoriale fino ad oggi?
Buongiorno, sono io a ringraziare voi; sono davvero felice di essere accolto sulla vostra rivista. L’idea di fondare Çığ Dergisi è nata dalla voglia di far sentire la voce di chi conduce studi nell’ampio e sfaccettato mondo della cultura, spesso persone giovani, dinamiche e con un mondo pieno di sogni. Fin dal primo giorno proseguiamo la nostra vita editoriale con la partecipazione di chi desidera allontanarsi dalla realtà polverosa del mondo per rifugiarsi nell’arte e nella letteratura. Pubblichiamo su scala nazionale da dicembre 2023. Oltre all’edizione digitale, produciamo anche il formato cartaceo ogni tre mesi, e attualmente ci stiamo preparando per il 10° numero.
Quali sono i temi che la rivista preferisce e tratta più frequentemente in modo approfondito?
L’aspetto più importante per noi è quello della creazione, ovvero le opere di finzione; vogliamo dare spazio a racconti e poesie originali che offrano opere nuove e qualificate. Inoltre realizziamo spesso interviste con scrittori, poeti e artisti, esaminando le loro opere e venendo a contatto con le loro vite e il loro modo di pensare. Ci dedichiamo anche alla presentazione di libri di storia, filosofia e saggistica.
Qual è la proposta culturale — ovvero la missione — che guida il vostro progetto editoriale?
Çığ Dergisi è una piattaforma culturale che rappresenta un campo di pensiero ed estetica interdisciplinari con la sua linea plasmata sugli assi: finzione – teoria, intelletto – narrazione, il bagaglio del passato – l’interpretazione del presente.
Nella sezione “Letteratura e Filosofia” rendiamo visibile il background filosofico che alimenta la vena creativa della letteratura, e apriamo la strada al racconto e alla poesia che ne completano l’orizzonte concettuale.
In quella “Cultura – Arte” ospitiamo diverse discipline artistiche come il cinema, il teatro, la pittura, la scultura e la musica, accogliendo le visioni dei suoi protagonisti e i vari processi produttivi.
Çığ Dergisi ha assunto come missione quella di preservare questa struttura pluridisciplinare in cui differenti linguaggi e forme di pensiero si nutrono a vicenda.
In qualità di Direttore Editoriale della rivista può fare riferimento ai suoi compiti e alle sue responsabilità?
Il compito è abbastanza complesso: ne devo innanzitutto proteggere la linea editoriale, perciò valuto gli scritti che saranno pubblicati. Poi mi occupo di definire i temi dei dossier e di costituire il comitato di selezione del nostro concorso di racconti.
Naturalmente mi avvalgo della collaborazione dei miei amici redattori, scrittori e grafici, cercando insieme di adempiere questo ruolo nel miglior modo possibile.
La rivista da Lei diretta mostra una grande armonia con la Sua propensione alla letteratura e alla scrittura. Infatti Lei è anche un insegnante di letteratura e l’autore del romanzo “La fuga da Anubi” (Anubis’ten Kaçış), trasformato in un’opera lirica per uno dei teatri più rinomati dell’Austria, il Teatro dell’Opera di Graz, e che sarà messo in scena nel 2027. Il romanzo affronta temi ed emozioni come l’introspezione, la libertà e il senso della vita con uno stile allegorico attraverso personaggi mitologici. Può parlarci un po’ di più di quest’opera?
“La fuga da Anubi” è un’opera basata sulle domande che provano a dare un senso al mondo e alla vita nonostante le loro contraddizioni, e nel brevissimo tempo che intercorre tra la nascita e la morte.

La realtà oggettiva del mondo che vediamo superficialmente può contenere significati profondi e completamente diversi, e il più delle volte le persone e gli eventi che ci guidano non sono casuali, bensì il riflesso del nostro stesso punto di vista:
“Non è in nostro potere salvare il mondo, ma dare una direzione alla nostra vita”.
C’è spazio per la bellezza anche in questo mondo mortale sprofondato nella malvagità, ma per vederla dobbiamo prima liberarci dalle nostre tenebre interiori.
Racconto la storia di un giovane indifeso, fragile al punto di rinunciare a vivere; la sua anima viene imprigionata in una gabbia sotterranea dal Dio della Morte Anubi, ma anela a ritornare sulla terra per ricongiungersi al proprio corpo.
Il giovane esprime il suo desiderio alla Dea della Fortuna, la quale invia la veggente Fatima per fargli affrontare il processo di illuminazione dell’anima.
Il testo è stato redatto dapprima in poesia, successivamente è diventato un romanzo. Il mio caro amico compositore Akın Kilis ha apprezzato molto la versione poetica e l’ha presentata al Concorso Internazionale delle Opere del Futuro di Graz. Il fatto che sia stata accettata e che verrà messa in scena il prossimo anno è una grande emozione per me, e non vedo l’ora che arrivi quel momento.
All’interno della rivista accogliete scrittori di primo piano con cui collaborate costantemente, oppure preferite ogni volta aprire spazio a nuovi talenti e ospiti diversi?

La nostra rivista ha un respiro internazionale, è aperta a tutti gli artisti, scrittori e poeti anche stranieri; abbiamo inoltre dei dossier speciali dedicati ai principali scrittori del nostro Paese, tra cui Necati Tosuner, Faruk Duman e Şeref Bilsel.
Che tipo di rete di diffusione possiede attualmente Çığ Dergisi e quali feedback riceve dai lettori?
Fin dall’inizio abbiamo voluto essere una rivista pionieristica, rivolta a tutti, e penso che siamo riusciti in gran parte in questo intento.
Gli amanti della cultura possono leggere i nostri articoli online, e la nostra rivista cartacea trimestrale incontra i lettori nelle librerie selezionate del Paese.
Quali sono i progetti fondamentali all’ordine del giorno della rivista, e i futuri obiettivi editoriali?
Quest’anno realizziamo la terza edizione del “Concorso di Racconti di Çığ Dergisi”, che registra un’ottima partecipazione.
Oltre a ciò, organizziamo laboratori, panel e simposi con scrittori affermati e lettori. Terminate le vacanze estive, saremo immersi in un denso ritmo di lavoro per concretizzare ciascuno di questi punti, cercando di arricchire ogni giorno di più la nostra linea editoriale e sperando di contribuire maggiormente alla storia culturale del nostro Paese e del mondo.
Come valuta gli attuali rapporti culturali tra i nostri Paesi, Italia e Turchia?
Lo scambio culturale tra Italia e Turchia risale a date molto antiche. Anche oggi vediamo che questi rapporti proseguono in modo multidimensionale. L’interazione reciproca va dal cinema alla musica, dalla letteratura alle varie diramazioni dell’arte.
Noi cerchiamo di compiere il massimo sforzo per proteggere e sviluppare questa atmosfera culturale.
La nostra rivista collabora da tempo con l’A.I.M. (Associazione per l’Italia nel Mondo) con l’obiettivo di ampliare gli orizzonti, promuovere la cultura italiana all’estero e favorire il dialogo con altre culture. Cosa ne pensa di questo tipo di collaborazione? Anche la vostra rivista lavora con altre associazioni culturali.

Guido Vacca
Provo una grande ammirazione per il lavoro dell’Associazione A.I.M. e per il suo storico Presidente Guido Vacca, per il suo entusiasmo nel gettare ponti internazionali e interculturali, per i progetti e gli accordi di amicizia realizzati.
Ho avuto inoltre l’opportunità di conoscere personalmente la Vicesegretaria Nazionale per la Turchia R. Lorena Guarascio grazie a progetti condivisi, e nutro un profondo rispetto per le sue competenze nel costruire, mantenere vivi e rendere fecondi i rapporti tra l’Italia e la Turchia.

Lorena Guarascio
Credo quindi che nuovi e interessanti progetti ci attendano.
Quindi il ruolo di realtà come l’A.I.M., la leadership di figure visionarie come Vacca e la capacità di Lorena di connettere nazioni diverse si allineano perfettamente con il lavoro svolto da lei, caro Direttore, come anche dalla storica dell’arte Marisa Milella, che in un mondo profondamente diviso, rafforzano la coesione sociale e la cooperazione internazionale. Anche la nostra rivista rimane sempre aperta a questo tipo di partnership. Quanto ritiene importante la collaborazione tra riviste come le nostre e, più in generale, la sinergia con riviste culturali di altri Paesi?
La rivista Çığ, in quanto pubblicazione che opera in Turchia, desidera seguire i movimenti culturali in Europa e, anzi, ambisce a farne parte.
Credo che la rete di interazione che si sta creando sia estremamente importante per accrescere il dialogo tra i popoli e per preparare il terreno alla nascita di nuove idee.
Le riviste che tastano il polso della letteratura e dell’arte possono essere uno degli strumenti più significativi di questa crescita multilaterale.
Se dovesse descrivere ai lettori turchi la nostra pubblicazione, ITAline Magazine, come la definirebbe? E cosa vorrebbe augurare a chi ci segue?
Considero ITAline Magazine un prezioso cantiere di idee, vettore di riflessioni, che si impegna a costruire ponti di comunicazione e di amicizia tra culture diverse.
Inviamo pertanto i nostri più sinceri saluti, ringraziamenti, rispetti e affetto a voi e ai vostri lettori; che con la loro curiosità possano animare sempre le vostre pagine.
Caro Direttore Turgut Alp EROĞLU, La ringraziamo sentitamente per questo piacevole scambio di idee e per il prezioso spazio dedicatoci; che sia foriero di ulteriori proficue occasioni d’incontro.
