BİRCAN ÇELİK
Tünelin Belleği – II
Loş, sisli boşluk
anlamı yırtık gölgelerin
beli bükük sandalyelerin sessizliği
koyu bir mağara kusursuz ölü
gülyağı damıtmaya çalışıyorum buradan
Tuz ve sıcak ekmek zamanlarını düşündüm
gülümseyen turuncu laleleri
boynu eğri sis ve boşlukta
kornişe asılı perdeler güneşi tutuyor
Evi aşkla dokuyan örümcekler
tülsülerin aktığı yerlerde kelebekler
hayata veda eden sinekler ve birkaç arı
Terk-i diyar eylemiş nefes alıp
veren zamandan kalan buruk hatıralar mezarına
Genişliyor duvarların dehşeti
ayaklarımın altında can çekişen güneş kırıntısı
hüzün rüzgârıma tutulan anı defteri
hızla açıyor yapraklarını
kanımı bıçak gibi kesen çürük ay
donduruyor bütün parçalarımı
Karanlığın ortasında parlayan bir şeyler var
kandilin gül düğmesi belki de
cümle kapının aslanbaşlı tokmağı bir de
mavi zamanlar ririnçç p i r i ç melodileri yayan
kapının yüzünde mezmur şiirler hem de
Ey, gözlerim ben zor bulutlanırım
zamanın nefes nefese koşan dipdiri adımları
ayaz bir saatin hurda ruhuna teslim
Bütün kuşlarını uçurmuş ağaçlar
tabut olmaya mahkûm burada
Bircan Çelik
